23 Ekim 2017 Pazartesi

Teknik sinyali al veren hisseler-23.10.2017

“Sigorta şirketleri zarar etmiyor”

28 Ekim 2012, 07:52
“Sigorta şirketleri zarar etmiyor”
EMEK KAPLANGİL
Güneş Sigorta CFO’su Levent Özer, sigorta sektörünün önde gelen CFO’larından. Bugüne kadar İnter Sigorta, Ak Sigorta, Groupama gibi şirketlerde CFO’luk görevini üstlenen Özer’in bu sektördeki deneyimi 20 yılı aşıyor. Özellikle son yıllarda büyük zararlarla gündeme gelen sigortacılıkta, gerçek anlamda zarar olmadığını savunan Özer, “Firmalar varlığını kaybettiği için zarar etmiyor. Yükümlülüğünü yükselttiği için zararda. Bir kayıp olmadan bilançolarının pasif tarafını büyüttüğü için zararda görünüyor şirketler. Yani ortada bir kayıp yok. Kar gizleniyor bu anlamda. Batılılar da bunu gayet iyi biliyorlar. Bu yüzden yatırıma devam etmek istiyorlar. Bunun yakında düzeleceğini düşünüyorum” tespitinde bulunuyor. CFO Dergisi'ne konuşan Özer’in sektöre yönelik en büyük beklentisi mütüel sigortacılık. Hazine’nin bu konuda adım atacağı bilgisini paylaşan Özer, çok ortaklılığa dayanan bu sistemin Türkiye sigortacılığında yeni bir sayfa açacağını söylüyor.


Sigorta sektöründe uzun zamandır düşük kar ya da zararlarla gündeme geldi. Bu sıkıntı hala devam ediyor mu?
Sigorta sektöründe bir kar sıkıntısı olduğu doğru. 2011 de pek parlak geçmedi. Sektörde ilk 10 şirket piyasanın yüzde 77’sini kapsıyor. 2010’da büyük şirketlerden birinin karı 85 milyon
lira iken bu sene karı 19 milyon liralara düştü. Yani 4 katlık bir düşüş oldu. Bu durum sektörün büyük kısmında da var.


Büyük şirketler de kar edemiyor. Sektörün durumu bu açıdan iyi değil. Hazine Müsteşarlığı’nın aralık ayında çıkardığı teknik karşılıklarla ilgili genelge ile bu zararların azalmasına ya da bir miktar kar açıklanmasına sebep oldu. Bu olmasa 2011 daha kötü kapatılabilirdi. Bu genelde tam olarak neyle ilgiliydi?
Sigortacılıkta işin önemli bir kısmı istatistik. Muallak hasarlarda (bizim IBNR dediğimiz) tahmini, istatistiki verilerle ilgili bir bölüm var. O bölümde bir takım yöntem değişiklikleri getirildi. Muallak hasar iki bölümden oluşur. Biri gerçek hasar. Diğeri ise geçmiş yedi yılın dikkate alınmasıyla
oluşturulan gelecekte oluşacak hasar tahmini bölümü. O tarafta tahmin yöntemlerinde gelir getirici önlemler alındı. Şirketlere açılan davaların geçmişe yönelik kaybetme-kazanma oranları hesaplandı ve kazanma oranları gelir olarak yazıldı. Bundan en çok trafik branşı yüksek olanlar yararlandı.
Biz de birkaç yıldır trafikten zarar edildiği için trafikte küçülme politikası izlemiştik. Bu genelgenin ardından ise “Keşke küçülmeseydik” dedik. Sektörde 2006’dan bu yana çok fazla mevzuat değişimi yaşanıyor. Bu durum giderek azalıyor ama yine de ani değişiklikler oluyor. Hazine müsteşarlığı tebliğ ediyor sonra biz uyguluyoruz. Sonra bazı kuralların uygulamada değişme gerekliliği ortaya çıkıyor. Ardından da tekrar bir düzenleme yapılıyor. Bu daha fazlaydı, azaldı. Giderek daha iyi olacağına inanıyorum.


Sigortacılıkta son birkaç yıldan bu yana konsolidasyon yaşanacağı yönünde beklentileri vardı. Şu andaki tablo nedir?
Sektördeki zararlar sürekli hale gelirse yaşamaları mümkün değil. Sigortacılık ciddi regüle bir piyasa ve ciddi bir kamu gözetimi var. Sıkı kuralları var. En önemlisi ise sermaye yeterliliği
diye bir düzenleme var. Şirketler yazdıkları primleri, bulundurdukları aktifleri, alacaklarının kalitesini,
hasarlarının durumunu hesaplamak zorunda. Daha sonra çıkan sonuçların her biri bir risk katsayısı ile hesaplandıktan sonra çıkan sermaye var olan sermayeyi karşılamıyorsa aradaki fark kapatılmak zorunda. Zararlar var olan sermayeyi yiyor ama riskler de orta yerde duruyor. Eğer siz büyümek istiyorsanız, daha çok prim yazmak istiyorsanız, daha çok sermayeye ihtiyacınız olacak diye bir durum yaratıyor. Bu da tabi şirketleri sıkıştırıyor. Bir de net bileşik rasyoya bakılır.
Yani hasar oranı ile genel gider oranının bileşik haline. Orada da yüzde 98-102 arası bir oran normal sayılır. Burada da yükselmeler var. Özellikle de bazı küçük şirketlerde. Bu durum
şirketin değerini azaltır. Böyle bir tehdit altında olduğumuzu biliyoruz. Ancak daha gerçekleşmedi.


Bu ortamda yabancıların sektöre olan ilgisi devam ediyor mu?
Ben Groupama’da çalışırken şirketin merkezindeki hedefler şöyleydi: Yüzde 4 büyüme aşırı iddialı, yüzde 1.5-2 kar da inanılmaz bir başarı. Türkiye’de ise sektör genellikle GSYİH’nin 2.5-3 katı
büyüyor. Türkiye yüzde 4 büyüdüğünde sigortacılık yüzde 12-13 büyür. Geçen sene 8.5 büyen ekonomiye karşılık sektörün büyümesi yüzde 22’yi buldu. 3-4 yıldır bu rayda gidiyor iş. Her geçen
gün göreceli de olsa refah seviyesi artan bir ülkeyiz. 2000’li yılların başından bu yana da yerli piyasa uluslararası yatırımcıların gelebileceği şekilde yeniden düzenleniyor. Türkiye sermayenin daha da güvenli bir hale gelebileceği bir yer oldu. Sigorta piyasasının da yüzde 70’i yabancı sermaye oldu. Bu da devam ediyor. Burada kar potansiyeli var, büyüme var. Faizler hala yüksek.
Yani Türkiye’ye akım devam edecek. Bir akım içinde olduklarını görüyoruz. Büyük grupların ilgilendiğini de duyuyoruz. Sigorta şirketleri genel olarak zararda değil. Firmalar varlığını kaybettiği için zarar etmiyor. Hesabi yükümlülüğünü yükselttiği için zararda. Bir kayıp olmadan bilançolarının pasif tarafını büyüttüğü için zararda görünüyor şirketler. Yani ortada reel bir kayıp yok. Kar gizleniyor bu anlamda. Batılılar da bunu gayet iyi biliyorlar. Bu yüzden yatırıma devam etmek istiyorlar.


Güneş Sigorta’nın bu dönemdeki öncelikleri neler?
Güneş Sigorta’nın gündemi portföyü büyütmek. Bu bir ikilem aslında. Son iki senedir zararda şirket. 2011’de 30 milyon lira zarar etti. Bu yıl 22 milyon lira kar etti. Zarar baskısı portföyün
büyüme yönünü zayıflatmış. Portföyün büyütülmesinden ziyade zararın giderilmesine odaklanılmış. Şimdi bir denge sağlandığı için, portföy büyütmeyle daha çok ilgileneceğiz. Büyük sigorta firmaları arasında kopmalar olabilir. Özellikle ilk 5 öne çıkabilir. Güneş Sigorta’nın geleneksel yeri 5.liktir. Bu yıl 6.yız ama şu anki farklar Güneş Sigorta için kapatılamayacak farklar değil. Güneş Sigorta’nın
çok iyi bir teknik portföy yapısı var. Oto sigortaları en zararlı sigortalardır. Bizdeki payı yüzde 40’tır. Bu bana göre bulunmaz bir nimettir. Diğer şirketlerde yüzde 60’ların üzerindedir. Yangın, mühendislik ve nakliyat gibi karlı branşlarımız var. Şirket zarar ettiği zamanlarda bile teknik kar elde etmiş. Bu veriler, bizim verimli bir şekilde büyüyebileceğimizi gösteriyor.


Odaklanacağınız yeni alanlar olacak mı?
Biz banka sigortacılığından yeteri kadar faydalanamamışız. Vakıfbank çok büyük bir banka. Atak içinde. Şube sayısını iki katına çıkardı. 1.2 milyar lira kar etti. Banka sigortasında şöyle
bir şey var; normalde üretim artışıyla, kar ters orantılıdır. Üretimi artırırsanız zarar yazma riskiniz artar, azaltırsanız zarar riskiniz azalır. Banka sigortacılığında ise bu doğru orantılıdır. Üretimi artırınca kar edersiniz. Çünkü hasar-prim oranları düşüktür. Yüzde 50’lerin altındadır. Bankacılığın
müşterileri genellikle ödeme kabiliyeti olan insanlardır. Bu yüzden daha seçme bir portföy oluşur. Bizde banka payı yüzde 10 civarında. Bunu yüzde 20’ye çıkarmayı hedefliyoruz. Hem banka tarafında hem de bizde bu konuda önemli çalışmalar yapıldı. Önümüzdeki dönemde bunların semeresini almayı umuyoruz. Güneş sigorta bu tarafını kullanırsa hem kar eder hem de büyür.


Sektördeki sıkıntıların asıl sebebi sizce ne?
Yabancılar geldi bu piyasaya. Beklenti yeni ürünler ve yöntemler getirip, Türkiye’deki sigortacılığı geliştirmeleriydi. Ancak yabancılar geldi ve çoğunluğu, yönetimlerini Türkiye’de yetişmiş
sigortacılarla paylaşmak istemedi. Paylaşıyor gibi yaptılar. Sigortacılık uluslararası boyutları olmakla birlikte tüketimi, davranışları ve acenteleriyle yerel unsurlar içeren bir sektör. Bu yerel tarafta sınıfta kaldı yabancı lar. Türkiye’nin, her ülke gibi, kendine has bir yapısı var. Esneklik isteriz, pratiğizdir. Mesela bir Fransızla, Almanla konuşurken aklınıza bir şey geliyor, söylüyoruz ama karşımızdaki bizim alışkın olduğumuz kıvraklığı gösteremiyor. Bu yüzden karar çıkmıyor ve sıkıntı doğuyor. Bazı şirketler Türklerle çalıştı bu yüzden ve daha iyi gidiyorlar. Ancak bazıları ısrarla şirketi kendi yönetmek istedi. Sonra da böyle oldu. Yani çok ciddi yönetim hataları oldu. Bir de onlara göre küçük olduğumuzdan çok fazla ilgilerini çekmiyoruz galiba. Bunlar o kadar büyükler ki Türkiye piyasasında çok da hızlı hareket etmeyi gerekli görmüyorlar. Bunun zararı Türkiye sigortacılığına çıkıyor.


Bunun önüne geçmek için çalışmalar yapılıyor mu?
Bence Hazine bu soruna bir çözüm arıyor. Çok da önemli bir adım atacaklarını duydum. Hazine ‘Mütüel sigortacık’ı bir çıkış olarak destekliyor. Karşılıklı ya da kooperatif sigortacılık olarak Türkçe’ye çevrilebilecek bu sistem çok ortaklı sigortacılığı savunuyor. Uluslararası sigortacılar böyle büyümüş. Kooperatifler belirli bir büyüklüğe ulaşınca anonim şirket de olabiliyor. Bu sistemde çok sayıda
üyesi olan birlikler, dernekler, sigorta şirketi kuruyor. Herkes sınırlı oranda hisse koyuyor sisteme ve ortada tek bir patron olmuyor. Sigortalılarda ortak olabiliyor. Şirket de bütün üyelerinin çıkarlarını koruyor. Üyelerde kardan pay alacakları için şirketin haklarını koruyor.Yani “karşılıklı” bir durum var.Mesela 2 bin ortaklı acentelerden oluşan bir şirket kuralım. Herkes 5 bin liralık hisseyle sisteme ortak olursa ortaya çıkacak 10 milyon liralık sermayeyle başarılı bir şirket doğar. Özellikle bu sisteme ilk girenler başarılı olur. Hazinenin gündemindeki bu çalışmayla Türkiye sigortacılığında yeni bir sayfa açılacak.


Levent Özer kimdir?
İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi İktisat Bölümü’nde lisans eğitimini tamamlayan Levent Özer, aynı üniversitenin Para-Banka Bölümü’nden Yüksek Lisans ve Maliye Bölümü’nden Doktora
derecelerine sahip. İş hayatına 1985 yılında başlayan Özer, 1991 yılına kadar KPMG’de bağımsız denetçi olarak çalıştı. Daha sonra kariyerine, American Home Sigorta Şirketi A.Ş.’de Finans ve
Muhasebe Müdürü, ZF Türkiye’de Mali İşler Müdürü ve Pimsa Poliüretan Sanayi ve Ticaret A.Ş’de Mali İşlerden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı olarak devam etti. Özer, 1997-2000 yılları arasında Inter Sigorta A.Ş’de Genel Müdür Yardımcısı, 2001-2005 yılları arasında ise DuppontSA Polyster Sanayi A.Ş.’de Mali İşler Müdürü ve Aksigorta A.Ş.’de Yönetim Kurulu’na bağlı İç Denetim Müdürü ve Mali İşlerden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı olarak görev yaptı. Mart 2010’a kadar Groupama Sigorta A.Ş. ve Groupama Emeklilik A.Ş.’de Mali İşler Genel Müdür Yardımcısı ve iştiraklerinde Yönetim ve Denetim Kurulu Üyeliği görevlerini yürüttü. Son olarak KPMG’de Sigorta Sektör Danışmanı olarak görev yapan Levent Özer, 15 Nisan 2011 tarihinden bu yana Güneş Sigorta Mali İşler Yönetiminden Sorumlu Genel Müdür Yardımcılığı görevini yürütüyor.

Kaynak: sgortagundem

    Yorumlar

EN ÇOK OKUNANLAR
BUGÜN
BU HAFTA
BU AY
EN ÇOK YORUMLANANLAR
BUGÜN
BU HAFTA
BU AY
SENDE YAZ
Ziyaretçi Defteri
Ziyaretçi Defteri

Siz de yazmak istemez misiniz?

Ziyaretçi Defteri
ARŞİV
banner29